Geçenlerde Karanlıkta Dialog'a gitmiştik...
Beni bedenleri farklı insanlarla temas
etmek hep etkiler... Dünyaya başka bir pencereden bakmama yardımcı olur..
Karanlıkta Dialog'da öyle bir şeydi..
karanlık fobisi olmayan herkesin denemesi gerek... birden yoğun karanlıkla
karşılaşınca bayılanlar bile olmuş... nasıl bir hayata direnme haliyse, artık
şok etkisi yapmış bir an için bile gözlerini kaybettiğini düşünmek..
Engellilerle yoğun ilk temasım omurilik
hasarı olan bir genç erkek ile bir araştırma için yaptığım ropörtaj ile oldu.
Tekerlekli sandalye ile nasıl seyahat ettiklerini ve nasıl tatile gittikleri
üzerine konuşmuştuk. Denize nasıl giremedikleri, kumda nasıl sandalyelerin
gitmediğin, duş ve tuvaletlerdeki sıkıntılar, bütçe kısıtları sebebiyle
kendileri içn özelleştirilmiş tatil seçimleri yapamayan insanların çilesini ve
günlük yaşam zorluklarını dinlemek... evlerine giremediklerini, sokaklara park
etmiş araçlardan kaldırıma çıkamadıklarını, çıkamadıkları kaldırımlardan dolayı
ezilme tehlikesi geçirdiklerini, otobüse binemediklerini, sosyal yaşama dahil
olmakla ilgili yaşadıklarını dinledikçe anlamış ve birşeyler yapmak gerektiğini
düşünmüştüm..
Karanlıkta Dialog bu defa görme engelliler
için bu tecrübeyi tekrar etmemi sağladı... beni çok etkileyen ve zihnimde kalan
iki sahne var;
bir İstanbul simulasyonu içerisinde
gezerken bir banka geldik.. aslında oturmayacağımız bir banka hissetmek için 4
kişi sıkışıp birbirimize dokunup temas ederek yerleştik...
duyuların olmadığı bir dünyanın aslında ne
kadar birleştirici olduğunu fark ettim, kimseyle ilgili önyargı geliştirme
fırsatı edinemediğiniz için son derece açık oluyor insan...
tahammülünüz toleransınız artıyor..
sadece bu tecrübe için bile bu sergi
deneyimlenmeli..
diğer sahne ise.. bize turda empatik
rehberlik yapan kişiden aklıma anlık olarak gelen bir soruya cevap aldığım
andı..
dedim ki " bir kişi sonradan görme
yetisini kaybettiğinde sokağa tek başına çıkıp sosyal hayatını sürdürebilmesi
ne kadar sürer? "
cevaba hazır olun! en az 2 YIL ..
sokaklarda yürürken referanslar olamadan,
binlerce sese maruz kalarak, hiç bir asistanlık almadan ve hatalı asistanlıklar
alarak bir yerden bir yere gidebilmek hani beşiktaştan kadiköye gidivermek
mesela... 2 kocaman yıl.. en iyi ihtimalle..
şükretmek ayrı bir konu ama farkında olmak
gerek.. her gün elimizde olan sağlığa ve tüm varlığa dair.. ve olmayanlara dair
de...
GETEM gönüllü kitap okuyanları kabul
ediyormuş bu sergiden öğrendiğim.. başka dünyaların varlığından haberdar
olmayan hiç gidemeyen hiç göremeyen insanların güzel ses renklerinden o dünyaları
dinleyebilmesi ve zihinlerinde oraya gidebilmelerine katkıda bulunmak mesafeli
bir yardım olabilir.. herkes bir düşünmeli!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder