27 Şubat 2015 Cuma


Geçenlerde Karanlıkta Dialog'a gitmiştik...

Beni bedenleri farklı insanlarla temas etmek hep etkiler... Dünyaya başka bir pencereden bakmama yardımcı olur..

Karanlıkta Dialog'da öyle bir şeydi.. karanlık fobisi olmayan herkesin denemesi gerek... birden yoğun karanlıkla karşılaşınca bayılanlar bile olmuş... nasıl bir hayata direnme haliyse, artık şok etkisi yapmış bir an için bile gözlerini kaybettiğini düşünmek..

Engellilerle yoğun ilk temasım omurilik hasarı olan bir genç erkek ile bir araştırma için yaptığım ropörtaj ile oldu. Tekerlekli sandalye ile nasıl seyahat ettiklerini ve nasıl tatile gittikleri üzerine konuşmuştuk. Denize nasıl giremedikleri, kumda nasıl sandalyelerin gitmediğin, duş ve tuvaletlerdeki sıkıntılar, bütçe kısıtları sebebiyle kendileri içn özelleştirilmiş tatil seçimleri yapamayan insanların çilesini ve günlük yaşam zorluklarını dinlemek... evlerine giremediklerini, sokaklara park etmiş araçlardan kaldırıma çıkamadıklarını, çıkamadıkları kaldırımlardan dolayı ezilme tehlikesi geçirdiklerini, otobüse binemediklerini, sosyal yaşama dahil olmakla ilgili yaşadıklarını dinledikçe anlamış ve birşeyler yapmak gerektiğini düşünmüştüm..

Karanlıkta Dialog bu defa görme engelliler için bu tecrübeyi tekrar etmemi sağladı... beni çok etkileyen ve zihnimde kalan iki sahne var;

bir İstanbul simulasyonu içerisinde gezerken bir banka geldik.. aslında oturmayacağımız bir banka hissetmek için 4 kişi sıkışıp birbirimize dokunup temas ederek yerleştik...
duyuların olmadığı bir dünyanın aslında ne kadar birleştirici olduğunu fark ettim, kimseyle ilgili önyargı geliştirme fırsatı edinemediğiniz için son derece açık oluyor insan...
tahammülünüz toleransınız artıyor..
sadece bu tecrübe için bile bu sergi deneyimlenmeli..

diğer sahne ise.. bize turda empatik rehberlik yapan kişiden aklıma anlık olarak gelen bir soruya cevap aldığım andı..
dedim ki " bir kişi sonradan görme yetisini kaybettiğinde sokağa tek başına çıkıp sosyal hayatını sürdürebilmesi ne kadar sürer? "
cevaba hazır olun! en az 2 YIL ..
sokaklarda yürürken referanslar olamadan, binlerce sese maruz kalarak, hiç bir asistanlık almadan ve hatalı asistanlıklar alarak bir yerden bir yere gidebilmek hani beşiktaştan kadiköye gidivermek mesela... 2 kocaman yıl.. en iyi ihtimalle..
şükretmek ayrı bir konu ama farkında olmak gerek.. her gün elimizde olan sağlığa ve tüm varlığa dair.. ve olmayanlara dair de...

GETEM gönüllü kitap okuyanları kabul ediyormuş bu sergiden öğrendiğim.. başka dünyaların varlığından haberdar olmayan hiç gidemeyen hiç göremeyen insanların güzel ses renklerinden o dünyaları dinleyebilmesi ve zihinlerinde oraya gidebilmelerine katkıda bulunmak mesafeli bir yardım olabilir.. herkes bir düşünmeli!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder