13 Ekim 2015 Salı
Bu sene koştuğum Yarı Maratonlar
Bu sene iki yarı maraton koştum.
Biri Bozcaada, yokuşları sebebiyle yarı maratonları babası.
Bu parkurun benim için bir anlamı var çünkü bizim adada evimiz var.
Benim pek geniş olmayan çocukluk anılarımdan en yaramazları hayal meyal Bozcaadada.
Ben küçükken babamın adli tatilleri ve annemin dönem tatilleri arasında uzun zaman adada olurduk.
Koşarken geçtiğim koylara dair anılarım hatıralarım var.
Bu sene ikinci defa koştuğum parkuru bu defa yarış esnasında kendiliğinden Maratonist Ali ile koşmaya başladık, o 10 km diye çıkmış baktı bu tombik koşuyor hadi beraber gidelim dedi yanımda kaldı :)
15 km boyunca yokuşlardan nefes alabildikçe tavan yapan nabzımın arasında anıları anlattım Ali'ye, bol bol babamı andım. Sonra kolyem koptu düştü sanınca ben aniden durup kolye arayınca Aliyle koptuk ama olsun, buna rağmen geçen seneden 30 dk iyi geçtim finishten!
Adayı seviyorum derken en az onun kadar harika yeni bir yarış oldu, Gelibolu Run For Peace.
Bu sene baharla Gelibolu açılışını yapmak ve sohbahar ile Geliboluyu kapamak kısmet oldu :)
Baharda kampa gitmiştik 3-4 günlüğüne bisiklete bindik, wetsuitle yüzdük, ama harika koştuk.
Parkur düz değil ama bir Bozcaada da sayılmaz hani. Kamp dönüşü yol boyunca kesinlikle burada yarış olmalı diye aramızda konuştuk.
Tam döndük 1 hafta geçti geçmedi Run for Peace açıklandı, ben de tabi gönüllü bol bol reklamını yaptım.
Bir gün önce gidip bisiklet turu yapma şansımız oldu yol harika inanılmaz keyifli turladık kızlarla.
Okullar kapanınca trafik pek yoktu keyfimize kaymak oldu.
Büyük heyecanla bekleyip Maratonistten 8 kişi gittiğimiz yarış öncesi düm düz yolda ağır ağır yürürken ayağımı sakatladım, planladığım uzun koşular yalan oldu.
Ama nasıl istiyorum orada koşmak anlatamam..
Bisiklette beni bir başıma bırakmayan Kübracım da ilk yarı maratonunu koşacak dedim bari beraber gidelim ben koşamazsam bir yerden ambulansa filan binerim umarım...diyerek başladık koşmaya.
İnsan koşarken binlerce duygu yaşıyor Geliboluda. Neredeyse iyi ki şehitlik olmuş diyeceğin kadar tecavüzden uzak kalabilmiş. Yerleşim yeri yok. Tarlalar, çayırlar , ormanlar kendine göre bir dizgide akıyorlar.
İstediğim gibi koşamasalarda varlıkları için hep şükrettiğim bacaklarımla şehitliklerin yanlarından geçiyoruz İngilizler Fransızlar Anzaklar Memetçikler... Barış için koşarken biz koşalım diye yatanları düşünüyor insan, bu sene 100 sene olmuş.. 100 senede toprağa karışmışlar topraktan yeniden doğmuşlar...
Doğa harika, şansımıza hava da yine harika... Kaldığımız mocamp deniz kenarında hemen yanında bir şehitlik var kapısında gürültülü kahkahalar atmayın diyor saygıya çağırıyor hepimizi.
Yutkunurken boğazında bir sürü duygu taş gibi olup içine akıyor sanki.
Sahilinde kıyıya vurup denize karıştıları sularda kulaç atıyoruz.
Baharda gittiğimde çok sevmiştim sonbaharda da ayrı bir sevdim. Her sene koşulacak 2 yarı maratonum oldu.
Bu sene performansların süreyle ilişkisini de kavramış bulunmaktayım 3 buçuk saat yarış yada antrenman yapınca 2 saat civarı bir performans artık her an yapılabilir oluyor. Aniden Paris'e filan uçup bir koşup gelirsem artık kendime şaşırmam :)
Bir yarı maraton boyunca destek gördüğüm sevgili arkadaşıma yoldaşlık edebildiğim için de ayrı bir keyifli oldu yarış.
Ayağım sorun çıkardı tabi, ama sızlanmadım konsantre oldum, yarış hali bir değişik bir kafa gerçekten... ve her zamanki gibi son 5-6 km enerjim kocaman oldu etrafa bile taştı.
İlginç gerçekten yarışlar için bile alışkanlık geliştiriyor insan :)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder