15 Ekim 2015 Perşembe
Dedication is no seasonal
Geçen sene sanırım ilk bahardı bir rüya gördüm.
Böyle deniz kenarı bir şehirdeyim ama Türkiye değil pek bir medeni bir yer :)
Yarış için gitmişiz, kaldığımız oda fazla aydınlık değil yada perdeleri kapalı yarış için eşyalar sağda solda, çabuk toparlanıp odadan çıkmam lazım çünkü bisikletimi yarış öncesi teslim etmeye transition alanına gitmem gerekiyor.
Sokaklarda kalabalık insanlar var ve alçak katlı evler belki yunan adası olabilir, sahil boyunca bir kıyı şeridindeyim.
Deniz kokusu ve rüzgarı var, bisiklet elimde yürürken ertesi gün yapılacak yarış için hafif bir mide bulantısı seviyesinde heyecan hissediyorum.
Rüyamda ilk half ironmanimi koşmaya gitmişim.
Uyandığımda eşim yeni yapılan bir yarışı gösterip katılmak isteyip istemediğimi sordu.
Yok artık dedirten cinsten ama gerçekten yarışın sayfalarındaki şehir benim rüyamda gördüğüm şehir, Hırvatistan Pula.
Geçtiğimiz sene yaklaşık olarak bu zamanlardan beri triatlon konstantrasyonunda antreman yapıyorum.
Yaklaşık 1 sene ama yüklenme dönemlerini 9 ay veya daha fazla kabul edebiliriz. Bu süre içerisinde 2 günden fazla ara vermedim ve çoğunlukla 7 gün antrenman yaptım.
2 farklı ekolden 2 farklı antrenör ile çalışma fırsatı buldum, her ikisinde de büyük katkı gördüm.
Yaz dönemi itibariyle antrenman süremi daha da arttırdım çift antrenmana çıktım.
Mümkün olduğunda 3 + 1 şeklinde progressive artan antrenman yükleri uygulama çalıştım.
2 Ironcamp ve çok sayıda haftasonu kaçamağı ile 3-4 günlük kamplar ve yüklemeler yaptık.
2 sprint 1 olimpik triatlon, 2 yarı maraton koştum, ufak tefek antrenman yarışları da yaptım.
Bu arada 2 fobik bisikletten düşme macerasına rağmen beni hasta edecek şekilde etkileyen bisiklete binme konusunda dostlardan eşimden ve profesyonel yardımlar alarak ciddi bir stres yönetimi sınavı verdim.
Beslenme düzenimi de vegan hale getirip %80 bunu korudum ( arada özellikle seyahat zamanlarda genelde alternatifsizlik sebebiyle kaçırdığım peynirler hariç).
Bu süre içerisinde mevcut sakatlıklarım hep ordaydı sol dizim her zaman ağrıdı, sağ omzum hep arada ağrıdı ama buz yaptım, fonksiyonel anrenmanlarla güçlendirdim, pilatesi 2 senedir hiç bırakmadım ve en önemlisi ağrıları filan hiç takmadım.
Hedef olan olimpik yarıştan sonra olmayan herşey bir anda oldu. Koşmaya çalıştım 2 km koşamaz oldum. Yüzmek istedim yüzemez oldum. Bisiklete bineyim dedim o bile olmadı. Biraz zaman tanıyım bari dedim. Hafif joglar yapmak istedim derken her antrenman denemesinde yeni bir sakatlık çıktı hatta dinlenirken bile sakatlık çıktı. Mevcut sakatlıklara alışıyor insan, yenisine hazır değilmişim gerçekten epey moralimi bozdular.
Her antrenman sonrası strechinglerini 20 dk yapan aksatmayan, kuvvet konusunda ilerleme gösteren ve pilates ile destekleyen ben, ardışık olarak sürekli patladım ve inanılmaz demoralize oldum diyebilirim.
İnsanı neyi hatalı yapıyorum bu kadar sabırla özen gösterdiğim herşeyi adım adım ilerleyerek gerçekleştirdiğim bu kadar hassasiyetle yaklaştığım bir konuda nasıl olur da yeni sakatlıklar hem de dinlenirken gelir diye durup düşünüyor.
Düne kadar tam 32 gün geçti söz konusu yarıştan bu yana. Resmen 32 gün boyunca fiziksel ve mental bir çöküş yaşadım. 3 senedir düzenli spor yapıyorum ilk defa bu hale geldim. 3er gün sıfır hareket olmak üzere 2 kere ara verdim ki bu benim için epey kocaman bir durgunluk. Tabi ki obez eğilimli sedanter bedenim kendimi hatırlattı ve hemen kilo aldım. Fakat esas kritik konu olarak antrenman motivasyonumu kaybettim bu süre içinde bedenim kadar ruhum da istemedi resmen.
Uzun zamandır yapmadığım bir şeyi yapıp kendi haline bıraktım, sallamadım, yemekleri götüdüm, keyfime baktım, abur cubur yedim pislik yaptım :)
Ta ki düne kadar, dün sabah havuzda kurulmuş makine gibi kocaman bir enerjiyle yüzerken aniden geri geldim, 32 gün nekahat hali geçiren bedenim ve ruhum isteğine ve gücüne yeniden kavuştu.
İşin en ilginç tarafı bu süreci birebir eşim de deneyimledi ve aynı şekide arkasında bıraktı.
Dün akşam enka pistinde bir kısa intervali sakatlıksız ve rahat olarak bitirince resmen ağlayacak hale geldim.
Uzun zamandır antremanlar ile varlığımı sürdürüyorum ama bu kadar sevip de üzerime iş edindiğimi kendime bile söylemedim sanırım, garip bir yüzleşme yaşadım.
Yapabilme hissini herkesin tatmasını isterdim, insanı yüceltiyor.
Artık muktedir olmaya dair yeniden motivasyonum olduğuna göre yapmak istediklerimden bahsedebilirim :
Tabi ki süreleri iyileştirmek,
Yüzme için uzun mesafelerde 2'nin altına inmek ,
koşu için interval hızlarını uzun koşularda sürdürebilir hale gelmek,
bisiklet için üzerinde beslenebilir hale gelmek, spd pedala geçmek ve elbette uzun mesafelerde hızlanmak.
Önümüzdeki sene eğer bedenim izin verirse ve yeterince kilo verebilirsem Maraton koşmak da istiyorum. 2 senedir koşuyorum ama ilk defa bu sene nihayet bu duygu içimde yeşerdi. Sanırım artık benim için ön hazırlık gerektirmeden tamamlanabilen yarı maratonlar bu duyguyu vermiş olabilir.
Kendime Berlin maratonunu seçiyorum çünkü seyircisi, desteği çokmuş, gidenler anlatarak bitiremiyorlar.
Ben deniz gazla çalıştığım için 42 km boyunca alkışlar tam bana göre :)
Bu sene takım olarak Gloira Half Ironman'de yarışıcam yüzücem ve koşucam ama Mayıs ayında Antalyada tümünü kendim yapabilmeyi diliyorum, rüyamdaki Pula'ya seneye gider miyiz bilmiyorum ama Antalya'da bir kıyı kenti en nihayetinde :)
Aslında bunu yapmadan önce bir kaç olimpik daha koşabilmek isterdim ama şu zamanlarda yarış bulması zor.
Bir de Manavgat'ta yapılacak 35 kmlik nefis manzaralı parkuru olan bir minik ultra maraton denemek istiyorum, bu 4G olup konforlu yapılan Likya, Kapadokya gibi ultramaratonlar da aklımın bir kenarında hep bir yerlerde geziniyor.
Belki maraton öncesi hazırlık koşusu gibi planlayıp sonra maratonu koşarım.
Bu sene bir de yüzme maratonu yapmak istiyorum bununla ilgili ayrı bir yazı yazmak niyetindeyim
Tabi ki Bozcaada ve Gelibolu yarı maratonları koşulacak ve bu arada piyango filan çıkarsa yurt dışında da yarı maraton koşmaya seve seve giderim, aynı durum olimpik triatlonlar için de geçerli tabi :) yoksa yurdum imkanlarında yakışıklı parkurları seçip yarışmaya devam edicez napalım :)
Tüm bunları yapmak için bu sene daha fazla kuvvet çalışması yapmayı dumblelar ile daha sık görüşmeyi, fonksiyonel zıplamaları hoplamalar ve pilates ile daha ciddi düşünmeyi ve antrenman planımda bu egzersiz gruplarına daha fazla zaman ayırmayı bu senenin en önemli öğretileri arasında sıralayabilirim.
Kış dönemi daha konstanre ve dedike antrenman yapabilir hissediyorum kendimi, yazın sıcakken bu işler bence daha zor oluyor, umarım yeni hedefleri gerçekleştirebilmek ve onları keyifle yazmak mümkün olur.
Diyorlar ki :
Dedication is no seasonal !
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder